HASAL´da Rehberlik ve Tarih Zümresi işbirliği (İstanbul´un Tarihi ve Kültürel Dokusunu Tanımak )

img

Okulumuz dokuzuncu sınıfları için düzenlenen gezi kapsamında Arkeoloji Müzesi’ne ve İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ne gittik.
Arkeoloji Müzesi, o dönemde bulunmuş olan tarihi eserlerin sergilenmesi amacıyla Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuş ve döneminin ünlü mimarı Alexandre Vallaury’ye yaptırılmış. İlk durağımız olan bu müzenin üç bölümü vardı. Bunlardan ilki Eski Şark Eserleri Bölümü idi. Bölümde Mısır ve Mezopotamya coğrafyasındaki devletlere ait eserler bulunuyor, bunun yanında az sayıda Anadolu eserine de yer veriliyordu. Mısır bölümünde daha çok çeşitli lahitler, figürler ve mumyalar dikkat çekerken Mezopotamya coğrafyasında ise çoğunlukla heykeller, taşlar ve yazıtlar bulunuyordu. Kadeş Antlaşması, Hammurabi Yasaları, Mısır mumyaları Eski Şark Eserleri’nin dikkat çeken eserleri arasındaydı.
Arkeoloji Müzesi’nin ikinci bölümü Anadolu, Roma ve Bizans’ı kapsıyordu. Buradaysa İstanbul’un fethi sırasında Haliç’e çekilen zincir, Sultanahmet Meydanı’ndaki Yılanlı Sütun’un Başı gibi tarihi eşyalar göze çarpıyordu. Bölümün girişinde günümüzdeki Batılı tarza yakın çokça heykel vardı. Büyük İskender’in Başı, mitolojik yaratıkların ve tanrıların heykelleri, figürler ve çeşitli tasvirler bunlara örnek olarak verilebilecek eserlerdi. Bölümün ikinci katına çıktığımızda bizi Bizans dönemi ağırlıklı olmak üzere İstanbul’un farklı dönemlerinden -Haliç’e çekilen zincir gibi- eserler karşıladı. En üst katsa çeşitli Anadolu uygarlıklarına ayrılmıştı.
Son bina olan ve müzenin en eski yapısı olma özelliğini de taşıyan Çinili Köşk, Fatih Sultan Mehmet tarafından yazlık bir köşk olarak yaptırılmış. Şimdilerdeyse içeride çeşit çeşit, renk renk, desen desen Çini eserleri; tabaklar, pencere alınlıkları, kap kacaklar sergileniyor. Bunların yanında Çinili Köşk’te yalnızca suyun sesini dinlemek için yapılmış çeşmeler olan sersebillerden de bir tane bulunuyor. Üstelik bu sersebilin karşısında müzenin kurucusu olan Osman Hamdi Bey’in de sersebille bir tablosu bulunmakta.
İkinci müze, Gülhane Parkı içinde yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ydi. Müzede Müslüman bilim insanlarının Coğrafya, robot, zaman belirleme, Matematik gibi çeşitli alanlarda yaptıkları çalışmalar yer alıyordu. Su saatleri, güneş saatleri, usturlaplar, imbikler ve daha bir sürü buluş sergileniyordu müzede. Müzede farklı alanlarda ortaya atılan görüşlerin deneysel yollarla kanıtlanması, dönemin ihtiyaçlarından doğan ve hayat kolaylaştıran çalışmalar, buluşlar ve bunlara öncülük eden Müslüman bilim adamları (Cabir Bin Hayyan, Harezmî, El-Cezeri gibi) ile ilgili bilgi edinmek mümkündü.

Bu müzedeki gezimizin sonunda Sultanahmet’te köftelerimizi yedik. Ardından Sultanahmet Meydanı’na yürüdük ve bir yanımızda Sultanahmet, öbür yanımızda Ayasofya dururken hocamızdan bu iki cami ile ilgili bilgi alma imkânı bulduk. Hocamızı, etrafında çember oluşturmak suretiyle dinlediğimiz bu kısa anlatımın sonunda geldiğimiz servislere bindik ve böylece gezimizin sonuna gelmiş olduk. 







Son Yapılan Etkinlikler

Etiketler

Yaklaşan Etkinlikler